19 Haziran 2015 Cuma

Honok on dem ki neşînîm be eyvan men o to
Be du nekş-o be-do sûret be-yekî can men-o to

Ne mutlu zamandır seninle bahçede oturduğum zaman...
Sen ve ben , iki beden, iki ayrı resim, iki ayrı suretiz ama bir canız.

Dad-e bağ-o dem-e morg-an be-deh-ad ab-e Hayat
An zemani ke dar-ey-im be-bostan men o to

Sen ve ben bağa, bahçeye gittiğimiz zaman;
bağın bahçenin verdiği neşe, kuşların ötüşleri, cana can katar, insana ab-ı hayat sunar.

Agkhdar-on-e falak oy-ad be-nazzare-ye ma
Mah-e khod-ro be-nomay-i be-d-işan men-o to

Gökteki yıldızlar bizi seyre gelir.
Sen ve ben de kendi ay yüzümüzü gösteririz onlara.

Men-o to bı-men-o to can şav-i az sar-e
Zot Khoş-o foreg ze khorofod-i perişan men-o to

Sen ve ben dağınık (batıl, hurafe) sözlerden, uzaklaşalım.
O sözlere aldırmayalım da senliksiz-benliksiz, zevkle baş başa verelim, oturalım.

Tutiy-an-e felekid comle şeger-khor şav-ad
Der magami ke be-hand-i be-d-en son men-o to

Sen ve ben oracıkta o çeşit gülmeye koyulduk mu,
 Gökte duduların hepsi de şeker yemeye koyulur.

İn acap-tar ke men-o to be-yeki konc in-co
Ham der-in dam be-irak-im-o khorasan men-o to

Bu daha da şaşılacak bir şey; sen ve ben hem burda, bir bucaktayız;
hem de şu solukta Irak'tayız, Horasan'dayız.

Be yeki nakş bar-in khok-u ber-on nakş-i degar
Der behrşl-e abadi-yo şeker-istan men-o to

Hem şu şekilde, bu toprağın üstündeyiz;
hem de bir başka şekilde sen ve ben ölümsüz cennetteyiz, şekerkamışlığındayız.

 Hz. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî k.s.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder