Niyazi Mısri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Niyazi Mısri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2016 Pazartesi

Vücûdun mazhâr-ı sırr-ı ezeldir yâ Resulallah
Dilin mir’ât-i nûr-ı lemyezeldir yâ Resulallah
Seni Hakk nûr-i zâtından yarattı hubb-ı zâtıyla
Anın çün Zât-ı Pâkin bî-bedeldir yâ Resulallah

Niyazi Mısri
Yine dil na’atını söyler Muhammed

Yine dil na’atını söyler Muhammed,
Dil ü can mülkünü toylar Muhammed.
Ne kâdirim seni meth etmeye ben,
Kemâhi methi Hakk söyler Muhammed
Sen ol sultân-ı kevneynsin ki mahlûk
Senin medhinde âcizler Muhammed.
Giyip hil’at-ı “levlâk”ı giyip
Düşüptür sâye serviler Muhammed,
Alır şems-ü kamer nûru yüzünden,
Saçın “vel-leyl”-i yeldalar Muhammed.
Kaşındır “Kâb-e kavseyn-i ev-ednâ”,
Dürründen açılır güller Muhammed.
Boyun eğmiş durur çeşmine hayrân,
Çemen sahnında sünbüller Muhammed.
Leb-i la’l-i dehânın ma’denidir,
Lisânın vahyi Hakk söyler Muhammed.
Şu vaktin kim çıkıp gezdin semâyı,
Bulup Hazrette rif’atler Muhammed.
Kamû ervâh-ı peygamber hem melâik,
Seni iclâle geldiler Muhammed.
Seni şâhı âlem kılıp ol anda,
Kamûsu ümmet oldular Muhammed.
Niçün olmayalar ümmet ki Hakk’ın,
Rızâsın sende buldular Muhammed.
Ne noksan ire câhına kılursan,
Niyâzî’ye şefâatler Muhammed.


Niyazi Mısri Hz.

14 Ağustos 2015 Cuma

Bulan özünü gören yüzünü
Bir yüzü dahi görmek dilemez
Vuslatta olan hayrette kalan
Aklın diremez kendin bulamaz
Her şam u seher odlara yanar
Her benzi solar ağlar gülemez
Aşık olagör sadık olagör
Cehd eylemeyen menzil alamaz
Meftun olalı mecnun olalı
Bu Mısri dahi akla gelemez


Niyazi Mısri

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Bir göz ki onun olmaya ibret nazarında
Ol düşmanıdır sâhibinin baş üzerinde 

Kulak ki öğüt almaya her dinlediğinden
Akıt ona kurşunu hemen sen deliğinden 

Şol el ki onun olmaya hayr ü hasenâtı
Verilmez ona cennet ilinin derecâtı

Ayak ki ibâdet yolunu bilmez onu kes
Öğrensin onu mescid önünde kapıda as

Bir dil ki Hakk’ın zikri ile olmaya mu’tâd
Urma sen ol et pâresine dil deyu hiç ad

Nefsim deme şol dîve ki iletir seni şerre
Nefis odur onun fikri vü meyli ola hayra

Gönül müdür ol kim içi vesvâs ile dolmuş
Kibr ile hased askeri her yânını almış

Şol cân ki fakat cismi diri tuta deme cân
Hayvanda da vardır o damarlarda dolan kan

Can ol ki “nefahtü” dedi Kur’ân'da ona Hakk
O nefha-i Rahmâniyyedir bu sırr-ı mutlak

Ol rûh-ı izâfîye kim erdi odur insân
Ol nokta-i kübrâdır olan sûret-i Rahmân

İnsân da denir ona dahî âdem-i ma’nâ
Hem rûh-ı musavverdir o hem âkil ü dânâ

Zîrâ ki cihâna neye geldiğini bildi
Maksûd olunan matlab-i a’lâsını buldu

Ol nefha imiş Âdem’e bil meşreb-i a’lâ
Ol nefha imiş kâf-ı vücûdundaki ankâ

Ol nefha imiş diri tutan cümle cihânı
Ol nefha imiş zîynet eden bâğ-ı cinânı

Ol nefha ile oldu imâret bu 'avâlim
Ol nefha ile doldu kamû yedi ekâlim

Ol nefha ile gözü açıklar görür 'ibret
Ol nefha ile işidilir ma’nâ-yı hikmet

El onun ile vermeğe meyl eyledi mâlı
Ayak dahi doğrultdu bu nefha ile yolu

Dil onun ile kıldı özün zikr ile mu’tâd
Ol nefha ile dâim eder yâr adını yâd

Nefs onun ile râzıyye vü merzıyye oldu
Emmâreliğin terk edüben tasfiye buldu

Rûh onun ile etti semâvâta 'urûcu
Kıldı melekûta dahî onunla vülûcu 

Ulvî olup ıtlâka eriştirdi sülûku
Mülkü şu ki terk ede bulur şâh-ı mülûku

İniş dahî yokuş bir olur cümle yanında
Cismindeki cân gibi bulur dostu cânında

Gider ikilik birlik olup her şey olur Hakk
Çün gide bulut âleme gün doğa muhakkak

Ol nefha ki Âdem demidir Âdem'i iste
Ol demde Niyâzî erilir menzil‐i dosta
 
Niyazi Mısri
Yine firkât nârına yandı cihân
Hasretâ gitti mübârek Ramazân
Nûr ile bulmuştu âlem yeni cân
Firkâtâ gitti mübârek Ramazân

İndi Kur’ân ey nûru güzel
Leyle‐i Kadr’inde ey kadri güzel
Gitti ey tehlîl ü tekbîri güzel
Elvedâ gitti mübârek Ramazân

Gâhı tesbîh ü senâ vü zikr ile
Gâhı tahmîd ü duâ vü şükr ile
Cân bulurdu mürde diller nûr ile
Hasretâ gitti mübarek Ramazân

Bu ay içre bağlanur dedi Resûl
Cinn ü şeytân etmeye aslâ füzûl
Hep duâlar bunda olurdu kabûl
Firkâtâ gitti mübârek Ramazân

Cem olup Hakk’a münâcât edelim
Nûr‐i Kur’ân ile doğru gidelim
Bilmedik kadrin Niyâzî n’idelim
Ey dirîgâ gitti şehr‐i Ramazân
 
Niyazi Mısri

19 Temmuz 2015 Pazar

Sevdim seni hep vârım yağmadır alan alsın
Gördüm seni efkârım yağmadır alan alsın
 
Aldın çü beni benden geçdim bu can u tenden
Aklım dahi her vârım yağmadır alan alsın
 
Ben varlığımı atdım dost varlığına yetdim
Her uslu’ya bazârım yağmadır alan alsın
 
Geçdim ben âd u san’dan çıkdım ben o dükkândan
Hep ırz ile vekârım yağmadır alan alsın
 
Geldi dile dildarım buldum gül ü gülzârım
Şimden gerû hep varım yağmadır alan alsın
 
Sen gaib ü hâzırsın her halime nâzırsın
Ahvâl ile etvârım yağmadır alan alsın
 
Çün buldu gönül yarim terk eyledim ağyarım
İmân ile zünnârım yağmadır alan alsın
 
Mısri’ye vücûb imkan bir oldu kamû a’yan
Tâat ile ezkârım yağmadır alan alsın

Niyazi Mısri

17 Temmuz 2015 Cuma

Dertliyim dermâna geldim dertli olan iniler
Yanmışam aşkın oduna oda yanan iniler

Vâh bana ömür geçirdim yok yere kıldım günâh
Hak katında suçlu oldum suçlu olan iniler

Ağla gözüm inle gönlüm aklı olan gülmesin
Kimi âh idüben ağlar kimi pinhân iniler

Yaz olur kuşlar çağırır Hû deyü Allâh deyu
Nâlesinden bâğ u bostân gül gülistân iniler

Ey Niyâzî ne yatarsın aç gözüni uykudan
Şol kıyâmet günlerinde cüml’alemyân iniler

Niyazi Mısri

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Can yine bülbül oldu
Har açılıp gül oldu 
Göz kulak oldu her yer 
Her ne ki var olundu

Gönül o bahre daldı
Dilim tutuldu kaldı
Gittim anın zikrine
Azalarım dil oldu

Ferhat bugün ben oldum
Varlık dağını deldim
Şirinime varmaya
Her canibin yol oldum

Niyazi dön buradan
Durma sana gel oldu
Geç ak ile karadan
Halkı çıkar aradan

Niyazi Mısri

5 Temmuz 2015 Pazar

Ey gönül gel Hakk'a giden râhı bul,
Ehl-i derd olup derûnî âhı bul,
Cânın ilindeki şems ü mâhı bul,
Âdem isen "semme vechu'llâh"ı bul,
Kande baksan ol güzel Allâh'ı bul.

Devlet-i dünyâya mağrur olma sen,
Lezzet-i câhına mesrur olma sen,
İzzetim buldum deyü hür olma sen
Âdem isen "semme vechu'llâh"ı bul,
Kande baksan ol güzel Allâh'ı bul.

Gerçi Allâh'a ibâdet de güzel,
Zühd ü takvâ kanâat de güzel,
Halvet ehline kerâmet de güzel
Âdem isen "semme vechu'llâh"ı bul
Kande baksan ol güzel Allâh'ı bul.

Ol sana açmış durur dâim gözün,
Sen yitirmişsin ha ararsın özün,
Bi-cihet göstermiş eşyâda yüzün,
Âdem isen "semme vechu'llâh"ı bul,
Kande baksan ol güzel Allâh'ı bul.

Ârife eşyâda esmâ görünür,
Cümle esmâda müsemmâ görünür,
Bu Niyâzî'den de Mevlâ görünür,
Âdem isen "semme vechu'llâh"ı bul,
Kande baksan ol güzel Allâh'ı bul

Niyâzî-i Mısrî

Derviş olan aşık gerek

Derviş olan aşık gerek yolunda hem sadık gerek
Bağrı anın yanık gerek can gözleri açık gerek

Alçaktan alçak yürüye toprak içinde çürüye
Aşk ateşinde eriye altın gibi sızmak gerek

Zikr-i Hakk'a meşgul ola, yana yana ta kül ola
Her kim diler makbul ola tevhide boyanmak gerek

Eyven kişi yol alamaz maksudunu tez bulamaz
Yoğ olmayan var olamaz varını dağıtmak gerek

Dervişlerin en alçağı buğday içinde burçağı
Bu Mısrî gibi balçığı her bir ayak basmak gerek

Niyazi Mısri

3 Temmuz 2015 Cuma


Ey gönül gel gayrıdan geç aşka eyle iktida,
Zümre-i ehl-i hakikât anı kılmış mukteda.


Ey gönül, her şeyden vazgeç; gel aşka tabi ol.
Ehl-i hakikat hep aşkı örnek almıştır.Gönül (kalp) gözü açık olanlar
başkalarının irşadına ihtiyaç hisstemezler.


Cümle mevcudat u malumata aşk akdem dürür,
Zira aşkın evveli,ne bulmadılar ibtida,


Mevcut bütün malumatların öncesinde aşk vardır.
Çünkü aşkın evveline bir başlangıç bulamadılar.en önce aşk vardı.


Hem dahi cümle fena buldukta aşk bâki kalır,
Bu sebepten dediler kim aşka yoktur intiha.


Her şey yok olur; dünya lezzetleri de geçici ve aldatıcıdır.ama aşk baki
kalır.
Bu sebeptendir ki aşka son yoktur.


Dilerim senden Hüda’ya eyle tevfikin refik,
Bir nefes gönlüm senin aşkından etme gel cüda.


Dilerim senden Hüdâ’yı uygun bir dost eyle ki bir nefes dahi gönlüm
aşkından ayrılmasın.Çünkü insan ruhlar aleminden; “Lekad halâknel insâne
fî ahsen-i takvîm Sümme radednâ-hu esfel-e sâfilîn” fetvasınca güzel bir
şekilde yaratılıp esfeli sâfilin olan şahadet alemine, yani bu görünen
aleme gönderildi. Ve “İnna lillâh ve innâ ileyhi râciun” (Muhakkak biz
Allah içiniz ve O’na döneceğiz) sırrına mazhar olup Zâtına rücu edenlere
Ecr-i Aziym vardır. O aşktan yoksun olanlar hayvandan aşağı kalır.


Masivâ-yı aşkını sevdasını gönlümden al,
Aşkını eyle iki alemde bana âşinâ.


Allah’tan başka herşeyin sevdasını gönlümden al.
İki cihanda da yalnız O’nun aşkı bana aşina olsun.Çünkü aşk insan vücudunun
bütün zerreleriyle sevgilisine yönelme erdem ve arzusudur.


Aşk ile tamûda olmak cennetidir aşıkın,
Lîk cennette olursa tamûdur aşkın ana.


Aşk ile cehennemde olmak aşıkın cennetidir. Sevgiliye kavuşma yolunda ne
kadar zahmet ve çile çekilirse, sonunda elde edilecek mutluluk o kadar
yüce olur.
Ama cennet’te olursa cehennemdir aşkın ona.Çünkü sevgiliye kavuşma
yolunda çekilen sıkıntı ve ızdırapların ayrı bir lezzeti vardır.


Ey Niyazi mürşid istersen bu yolda aşka uy,
Enbiya vü evliyaye aşk oluptur rehnüma.


Aşık olanın iki mertebesi vardır:Muhip (seven) ve Habib (sevilen). Âyet-i
Kerime: “Onlar ki Allah’ı sevdiler, Allah da onları sevdi” der.İşte ey
Niyazi bu yolda mürşid istersen aşka uy.Enbiya ve evliyalara yol gösteren
aşk olmuştur.

Niyazi Mısri
O cihanın fahrinin sırrına kurbân olayım,
Hutbe-i levlâk inen şanına kurban olayım.
Kabı kavseyni ev ednasına kurban olayım,
Ben onun ilm ile irfanına kurban olayım,
Ben onun esrar-ı miracına kurban olayım.

Ebubekir, Ömer, Osman, Ali dört yârıdır,
Risalet ba ının onlar gül-i gülzarıdır,
Cümle ashâbı hidayet rahının envarıdır,
Ben onun âline ashabına kurban olayım,


Ben onun ashabı ahbabına kurban olayım.

Hasan hazretlerine zehr içirdi eşkıya,
Hem Hüseyin oldu susuzluktan şehid-i kerbela,
İkisidir, asl-ı nesl-i cümle âl-i Mustafa,
Ben onun âline evladına kurban olayım,
Ben onun evladı ensabına kurban olayım.

Cümle ümmetten hayırlıdır o şahın ümmeti,
Ümmetine cümleden çok eder hak rahmeti,
Enbiya onunla buldu bunca lütfu izzeti,
Ben onun lütfuna ihsanına kurban olayım.
Ben onun enva-ı eltafına kurban olayım

Her ne denli enbiya ve mürselin kim geldiler,
Ümmeti olmayı Hak’tan temenni kıldılar.
Evliya ana Niyazi kul u kurban oldular.
Ben onun ayağının tozuna kurban olayım.
Yoluna gidenlerin izine kurban olayım

Niyazi Mısri
Can bu ilden göçmeden cânânı bulmazsa ne güç
Yârini terk etmeden yârânı bulmazsa ne güç

Sûreti insan içi hayvan olursa kişinin
Taşlar ile döğünüp insanı bulmazsa ne güç

Âdemin gönlü evinde bahr-ı umman gizlidir
Dâima susuz gezib ummanı bulmazsa ne güç

Şol fakir olup gezenlerde hazine dopdolu
Sây’edip ol kenz-i bî-pâyânı bulmazsa ne güç

Fakru fahrî devletine irişen sultân olur
Fahr-i tâme erişip sultânı bulmazsa ne güç

Herkesin derdine dermânı yine derdindedir
Derdinin içindeki dermanı bulmazsa ne güç

Bunda gelmekten murâd çünkim Hakk’in irfânıdır
Ey Niyâzi kişi ol irfânı bulmazsa ne güç


Niyazî-i Mısrî
Bihaber..

Günde bir taş-ı bina-yı ömrümün düşdi yire
Can yatar gafil binası oldı viran bi-haber

Dil bekası Hak fenası istedi mülk-i tenim
Bir devasız derde düştüm ah ki Lokman bi-haber

Bir ticaret kılamadım nakd-i ömür oldı heba
Yola geldum lakin göçmüş cümle karban bi-haber

Kös-i rihlet çaldı mevt amma henüz can bi-haber
Asker-i azaya lerze düşdi sultan bi-haber

Ağlayıp nalan edip düştün yola tenha garib
Dide giryan sine püryan akıl hayran bi-haber

Azığum yok yazığum çok,yolda dürlü korku var
Yolımu alursa n'ola ger div ü şeytan bi-haber

Yol erü yolda gerekdür çağ-u çıplak aç-u tok
Mısri'ye gel didi sana çünkü canan bi-haber

Niyazi-i Mısri k.s

Ey kudret ıssı Pâdişâh lütfeyle açıver yolum
Bağlandı her yanım Şehâ lütfeyle açıver yolum

Şol ism-i zâtın hakkıçün cümle sıfatın hakkıçün
İzz u şânın hakkıçün lütfeyle açıver yolum

Ol ism-i âzam hakkıçün ol nûr-ı ekrem hakkıçün
Ol Fahr-i âlem hakkıçün lütfeyle açıver yolum

Lütfunla ihsan eyledin vaslınla handan eyledin
Hicrinle hayran eyledin lütfeyle açıver yolum

Saldın şikâre çün beni Adem olup bulam seni
Bağladı dünyâ-yı denî lütfeyle açıver yolum

Şaşırttı bizi nefs-i bed eyledi hep yollan sed
Ey lütfü çok senden meded lütfeyle açıver yolum

Bu can yine vuslat diler Sen şah ile vahdet diler
Varmağa dil nusret diler lütfeyle açıver yolum

Her kanda kâmil görürüz bakıp ana yerinürüz
Dönüp sana yalvarırız lütfeyle açıver yolum

Kulda n´ola yâ Rabbena kim sana doğru yol bula
Sensin kamu derde deva lütfeyle açıver yolum

Zikrin enîs et bu dile erişe tâ dilden di]e
Yol göstere ilden ile lütfeyle açıver yo|um

N´itsün Niyâzî-i derd-mend etmiş anâsır kayd ü bend
Bilmem İlâhi gayri fend lütfeyle açıver yolum

Niyazi Mısri

28 Haziran 2015 Pazar

Zehî kenz-î hafî ki ondan gelür her vâr olur peydâ
Kimi zulmet zuhûr eyler kimi envâr olur peydâ

Zehî deryâ-yı vahdet kim kesilmez her giz emvâcı
Bu kesret âlemi andan doğup nâçâr olur peydâ

Ne sihr-i bül-acebdir kim bu yüzden görünür ağyâr
O yüzden gayri yok tenhâ gelür dildâr olur peydâ

O yüzden görüben ağyâr döner şem’i Cemâl’inden
Felekler de görüp ânı döner edvâr olur peydâ

Taşınur günde yüz bin cân Âdem iklîmine her dem
Gelür yüz bin dahî andan bulur î’mâr olur peydâ

Dışın içe hayâlâtı için dışa zuhûrâtı
Birinden olbirine tuhfeler her bâr olur peydâ

O devr ile gelüptür Enbiyâ mürsel merâtibce
Gehî mü’min zuhûr eyler gehî küffâr olur peydâ

Tecelli eyledikçe ol serâ-yı sırr-ı ihfâde
Bu sûret âlemi içre satıp bâzâr olur peydâ

Anın zâtına gâyet, sun’una hergiz nihâyet yok
Anınçün her bir isminden gelir bir kâr olur peydâ

Tecellî eyler ol dâim Celâl ü geh Cemâl’inden
Birinin hâsılı cennet birinden nâr olur peydâ

Cemâli zâhir olsa tez Celâl’i yakalar ânı
Görürsün bir gül açılsa yanında hâr olur peydâ

Bu sırdandır ki bir kâmil zuhûr etse bu âlemde
Kimi ikrâr eder ânı kime inkâr olur peydâ

Velî ârif Celâl içre Cemâl’ini görür dâim
Bu hâristânın içinde ana gülzâr olur peydâ

Ne sırdır ki iki kimse nazar eyler bu ekvâne
Biri ancak görür dârı birer deyyâr olur peydâ

İçi ummân-ı vahdettir yüzü sahrâ-yı kesrettir
Yüzün gören görür ağyâr içinde yâr olur peydâ

Görür ol kenz-i mahfîden nice zâhir olur eşyâ
Bilir her nakş-i sûretten nice eşrâr olur peydâ

Alan lezzât-ı birlikten halâs olur ikilikten
Niyâzî kande baksa ol heman dîdâr olur peydâ

NİYAZİ MISRİ

25 Haziran 2015 Perşembe

Zuhur-ı kainatın madenisin ya Resulallah
Rumuz-ı küntü kenz'in mahzenisin ya Resulallah

Beşer denen bu alem ki senin suretle şahsındır
Hakikatte hüviyette değilsin ya Resulallah

Vücudun cümle mevcudatı nice cami' olduysa
Dahi ilmin muhit oldu kamusun ya Resulallah

Dehanın menba-ı esrar ilm-i min ledünnidir
Hakayık ilminin sen mahremisin ya Resulallah

Ne kim geldi cihana hem dahi her kim gelisedir
İçinde cümlenin ser-askerisin ya Resulallah

Cihan bağında insan bir şecerdir gayriler yaprak
Nebiler meyvedir sen zübdesisin ya Resulallah

Şefaat kılmasan varlık Niyazi'yi yoğ ederdi
Vücudun zahmının sen merhemisin ya Resulallah
 
Bahr içinde katreyim bahr oldu hayran bana
Ferş içinde zerreyim arş oldu seyran bana

Dost göründü çun ayan kalmadı bir şey nihan
Tufan olursa cihan bir katre tufan bana

Surette ne'm var benim sirettedir madenim
Kopsa kıyamet bugün gelmez perişan bana

Kaf-ı dil ankasıyım sırrın aşinasıyım
Endişelen hasıyım ad oldu insan bana

Niyazi'nin dilinden Yunus'durur söyleyen
Herkese çun can gerek Yunus durur can bana
 

24 Haziran 2015 Çarşamba

Zühdünü ko, aşka düş ehl-i cenan etsin seni
Piyr-i aşka kulluk et canane can etsin seni
Bir zeman bülbül gib efganın ağdır göklere
Şol kadar kıl naleyi kim gülistan etsin seni

Ar u namusun bırak, şöhret kabasından soyun
Giy melamet hırkasın kim ol nihan etsin seni
Yüzünü yerler gibi ayaklar altında ko kim
Hak teala başlar üzre asüman etsin seni

Verme rahat nefsine daim gaza-yı ekber et
Ka'be-yi dil fetholup darül-eman etsin seni
Gel Niyazi'nin elinden bir kadeh nuş eyle kim
Mahvedip nam u nişanın bi-nişan etsin seni
 
Nâdanı terk etmedin yârânı arzularsın,
Hayvânı sen geçmedin insânı arzularsın.

“Men arefe nefsehû fakad arefe Rabbehû”
Nefsini sen bilmedin Subhânı arzularsın.

Sen bu evin kapusın henüz bulup açmadın,
İçindeki kenz-i bî-pâyânı arzularsın.

Taşra üfürmek ile yalunlanır mı ocak,
Yönün Hakk’a dönmedin ihsânı arzularsın.

Dağlar gibi kuşatmış benlik günâhı seni,
Günâhın bilmeden gufrânı arzularsın.

Cevizin yeşil kabını yemekle dad bulunmaz,
Zâhir ile ey fakîh Kur’ânı arzularsın.

Şarâbı sen içmedin sarhoş u mest olmadın,
Nice Hakk emrine fermânı arzularsın.

Gurbetliğe düşmedin mihnete sataşmadın,
Kebab olup pişmedin büryânı arzularsın.

Yabandasın evin yok bir yanmış ocağın yok.
Issız dağın başında mihmânı arzularsın.

Ben bağı ile bostanı gezdim hıyâr bulmadım,
Sen söğüt ağacından rummânı arzularsın.

Başsız kabak gibi bir tekerleme söz ile
Yunusleyin Niyâzi irfânı arzularsın.