Sıdkı Baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sıdkı Baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2015 Pazar

Çatılmadan yerin göğün binası
Muallâkta iki nura düş oldum
Birisi Muhammed birisi Ali
Lahmike lahmi de bire düş oldum

Ezdi aşkın şerbetini hoş etti
Birisi doldurdu biri nuş etti
İkisi bir derya olup cuş etti
Lâl ü mercan inci dür’e düş oldum

Ol derya yüzünde gezdim bir zaman
Yoruldu kanadım dedim el’aman
Erişti carıma bir ulu sultan
Şehinşah bakışlı ere düş oldum

Açtı nikabını ol ulu sultan
Yüzünde yeşil ben göründü nişan
Kaf u nun suresin okudum o an
Arş-Kürs binasında yâre düş oldum

Ben Âdem’den evvel çok geldim gittim
Yağmur olup yağdım ot olup bittim
Bülbül olup Firdevs bağında öttüm
Bir zaman gül için hara düş oldum

Âdem ile balçık olup ezildim
Bir noktada dört hurufa yazıldım
Âdem’e can olup Sit’e süzüldüm
Muhabbet şehrinde kâra düş oldum

Mecnun olup Leyla için dolandım
Buldum mahbubumu inandım kandım
Gılmanlar elinden hulle donandım
Dostun visalinde nâra düş oldum

On dört yıl dolandım Pervane’likte
Sıtkı ismin buldum divanelikte
Sundular aşk meyin mestanelikte
Kırkların ceminde dara düş oldum

Sıdkı’yam çok şükür didare erdim
Aşkın pazarında hak yola girdim
Gerçek âşıklara çok meta verdim
Şimdi Hacı Bektaş Pir’e düş oldum

Sıdkı Baba

Nur-i cemali
Hakkın visali
Eyler tecelli
Bidost ahâli
Allah hu allah
La ilahe illallah

Talib-i hak'sen
Rehber dilersen
Hasen ile huseyn
Muhammed ali
Allah hu allah
La ilahe illallah

Kıl şeyhe hizmet
Ver kalbe safvet
Bulursun elbet
Bedr-i kemâli
Allah hu allah
La ilahe illallah

Canan gerekse
Vuslat dilerse
Cal tatlı nefse
Seyf-i celâli
Allah hu allah
La ilahe illallah

Gönülde Sıdkı
Yak nur-ı aşkı
Zikreyle hakk'ı
Rûz-i leyâli
Allah hu allah
La ilahe illallah

Sıdkı Baba

28 Haziran 2015 Pazar

Şeriat şehrinde Ahmed-i Muhtar
Ol cemâlullahı görene yâ Hû
Tarîkat postunda Hazret-i Hünkâr
Eşiğine yüzler sürene yâ Hû

Mârifet kitâbı gönülde sırdır
Hakîkate vâsıl olanlar erdir
Ahad Ahmed Ali mânâsı birdir
Bu çarhı devrânı kurana yâ Hû

Bir yere cem' oldu kırklar yediler
Kudret peteğinden lokma yediler
Arı sırrı Ali sırrı dediler
Esrâr-ı Mevlâ'ya erene yâ Hû

Lezzet aldın ise savm u salâttan
Biat et mürşide vaz gel inattan
Çekegör elini Lât u Menât'tan
Gönül putlarını kırana yâ Hû

Eriş bir mürşide eyleyip cehdi
Sâdık ol kavlinde bozma gel ahdi
Ay gibi âşikâr Muhammed Mehdî
Aklını başına derene yâ Hû

Yazıldı tarihler bin üç yüz kırktır
Dinimiz kuvvetli şekkimiz yoktur
Yüz yigirmi dört bin peygamber haktır
İkrâr kapısından girene yâ Hû

Sıdkıyâ sıdkile eyleyip îmân
Evlâd-ı Resûl'den tutmuşuz dâmân
Tevrât Zebûr İncîl âyet-i Kur'ân
Asâ'yı Musa'ya verene yâ Hû
                          SIDKÎ BABA
İçdim aşk meyini oldum dîvâne
Kınaman ağalar yâr delisiyim
Yandı gönlüm yandı bir nevcüvâne
Sönmez yüreğimde nâr delisiyim

Düştüm sahralara ağlamak kârım
Mecnûn gibi ben Leylâ'mı ararım
Kalmadı tahammül yoktur karârım
Başladım efgâna zâr delisiyim

Derdi olmayana derdim açmazam
Câhil meydânında gevher saçmazam
Öldürseler bir telinden geçmezem
Nâmûs ile gayret âr delisiyim

Düştüm bir goncanın intizârına
Bülbül gibi arzum dost gülzârına
Hak'tan destûr aldım aşk pazarına
Üstâd meydânında kâr delisiyim

Sıdkı der eyledim bu yolda ikrâr
Her cân bilmez nedir bendeki esrâr
Gönül vaz mı gelir etseler berdâr
Şimdi Mansûr gibi dâr delisiyim
                              SIDKÎ BABA

10 Haziran 2015 Çarşamba

Zulf-ü kâküllerin amber misali 

zulf-ü kâküllerin amber misali
buy-u erguvandan güzelsin güzel
kızarmış gonca gül gibi yüzlerin
şah-ı gülistandan güzelsin güzel

yüzünde yeşil ben aşikar olmuş
çekilmiş kaşların zülfikâr olmuş
gözlerin aleme hükümdar olmuş
muhr-i süleyman'dan güzelsin güzel

kurulmuş göğsünde bahçe-i vahdet
hatmolmuş kadrinle tûbayı hikmet 
cemalin seyreden istemez cennet
sen huri gılmandan güzelsin güzel

gözlerin velfecri benzer imrân'e
seni seven âşık olur divane
yanakların şûle vermiş cihana
yüz mahı tabandan güzelsin güzel

çiğ düşmüş çayıra benzer yüzlerin
âşıkın öldürür şirin sözlerin
mısrın * hazinesi değer gözlerin
zühre-i rahşandan güzelsin güzel

sıdkı der suretim hattın secdegâh
cümle güzellere oldum pişegâh
güzeller tacısın yüzün padişah
Yusuf-u kenan'dan güzelsin güzel . 


Sıdkı