mevlâm sana ersem diye
aşka düşen pervâneyim
cemâlini görsem diye
aşka düşen pervâneyim
gözyaşlarım durmaz taşar
seller gibi çağlar coşar
vuslat ümidiyle yaşar
aşka düşen pervâneyim
derdinle ağlar inlerim
arşa çıkar eninlerim
bülbül şakır ben dinlerim
aşka düşen pervaneyim
kevni temâşâ eylerim
nevây-ı aşkı dinlerim
sensiz cihânı neylerim
aşka düşen pervâneyim
Ali Ulvi Kurucu
Ali Ulvi Kurucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ali Ulvi Kurucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Temmuz 2015 Salı
Çoğaldı cürm ü isyânım benim pek yâ Rasûlâllah Kati müşkil huzûr-i Hak’ka gelmek yâ Rasûlâllah!. Erişmezse bana lûtfun efendim rûz-i mahşerde Mekânım nâr-ı dûzeh ola bî-şek yâ Rasûlâllah!. Bırakma bendeni ol gün açılır çün Livâ-ül-hamd. Beni de ol livânın tahtına çek yâ Rasûlâllah!. Ümîdim var, yine mağfûr ü mesrûr olurum ol gün Girince destime pây-i mübârek yâ Rasûlâllah!. Bihâkkı Hazret-i Zehrâ bihakkı Hazret-i Sıbteyn Sana geldi kulun Ulvi, dahîlek yâ Rasûlâllah!.. Ali Ulvi KURUCU
8 Haziran 2015 Pazartesi
Gül cemalini gören, hayran olur Sultanım
Cennet bile seninle, seyran olur Sultanım
Sen ki Nuri hüdasın, rahmetsin yere göğe
Yanmışlar hep kapında, reyhan olur Sultanım
Ta ezelden ebede, mislin yaratılmadı
Senin lütfuna eren, Sultan olur Sultanım
İlahi bir güneşsin, Nuruna pervane can
Aşkından mahrum sine, zindan olur Sultanım
Fazlının eteğine, aklın eri erişmez
Sensiz Gülzarı Cennet, Hicran olur Sultanım
Alemde kimse değil, sensin kalplere tabi
Nurun gönül derdime, derman olur Sultanım
Didarına aşıkım, yanmakda ciğerde zar
Ne gün ne gün gel, diye ferman olur Sultanım
Nurunun incisidir sema, güneş, ay, yıldız
Sende küçük bir damla, umman olur Sultanım
Bütün alem halkının, bir sensiz tek öğüncü
Şanına yüce kılan, Rahman olur Sultanım
Senin kerem kapına, koşmada büyük küçük
Ümmetine başka kim, mihman olur Sultanım
Sana tabi olmayan, yaren buğzu kezada
Bindefa yüzbindefa, pişman olur Sultanım
Bu Necati mücrime, nazarın erişmesse
Artık ona herbirşey, düşman olur Sultanım
Senin gül hatırına, nice bin günahkara
Cennetler ve firdevsler, ihsan olur Sultanım
Senin sevmeyenlere, saadet günü yoktur
Anlarlar kıymetini, zaman olur Sultanım
Kimin can toprağına, nurundan zerre, düşse
Bir Bilal, bir Amar, bir Selman olur Sultanım
Sen habibi hüdasın, hiç ümit kesermiyim
Miskinlere ihsanın, her an olur Sultanım
Mucize parmakların, çölde sular çağlattı
Bir çalıya el sürsen, elvan olur Sultanım
Cennetler müştakındır, bin türlü ihtiramla
Senin selamlayacak, Rıdvan olur Sultanım
Devletiğin eşiği, güneşden daha parlak
Sana bütün Nebiler, ihvan olur Sultanım
Bir şan ki dile sığmaz, kelamın gücü yetmez
Kaç Süleyman yoluna, gurban olur Sultanım
Sensin bu mülkün seyidi, alemin tek rahmeti
Şanlığına şanlar katan, süphan olur Sultanım
Nurunun incileri, cennetin ziynetidir
Orda dertler kederler, mihan olur Sultanım
Sen nasıl şanlı isen, senin vezirlerinde
Zıddık gibi bir şahı, cihan olur Sultanım...
Ali Ulvi Kurucu
Cennet bile seninle, seyran olur Sultanım
Sen ki Nuri hüdasın, rahmetsin yere göğe
Yanmışlar hep kapında, reyhan olur Sultanım
Ta ezelden ebede, mislin yaratılmadı
Senin lütfuna eren, Sultan olur Sultanım
İlahi bir güneşsin, Nuruna pervane can
Aşkından mahrum sine, zindan olur Sultanım
Fazlının eteğine, aklın eri erişmez
Sensiz Gülzarı Cennet, Hicran olur Sultanım
Alemde kimse değil, sensin kalplere tabi
Nurun gönül derdime, derman olur Sultanım
Didarına aşıkım, yanmakda ciğerde zar
Ne gün ne gün gel, diye ferman olur Sultanım
Nurunun incisidir sema, güneş, ay, yıldız
Sende küçük bir damla, umman olur Sultanım
Bütün alem halkının, bir sensiz tek öğüncü
Şanına yüce kılan, Rahman olur Sultanım
Senin kerem kapına, koşmada büyük küçük
Ümmetine başka kim, mihman olur Sultanım
Sana tabi olmayan, yaren buğzu kezada
Bindefa yüzbindefa, pişman olur Sultanım
Bu Necati mücrime, nazarın erişmesse
Artık ona herbirşey, düşman olur Sultanım
Senin gül hatırına, nice bin günahkara
Cennetler ve firdevsler, ihsan olur Sultanım
Senin sevmeyenlere, saadet günü yoktur
Anlarlar kıymetini, zaman olur Sultanım
Kimin can toprağına, nurundan zerre, düşse
Bir Bilal, bir Amar, bir Selman olur Sultanım
Sen habibi hüdasın, hiç ümit kesermiyim
Miskinlere ihsanın, her an olur Sultanım
Mucize parmakların, çölde sular çağlattı
Bir çalıya el sürsen, elvan olur Sultanım
Cennetler müştakındır, bin türlü ihtiramla
Senin selamlayacak, Rıdvan olur Sultanım
Devletiğin eşiği, güneşden daha parlak
Sana bütün Nebiler, ihvan olur Sultanım
Bir şan ki dile sığmaz, kelamın gücü yetmez
Kaç Süleyman yoluna, gurban olur Sultanım
Sensin bu mülkün seyidi, alemin tek rahmeti
Şanlığına şanlar katan, süphan olur Sultanım
Nurunun incileri, cennetin ziynetidir
Orda dertler kederler, mihan olur Sultanım
Sen nasıl şanlı isen, senin vezirlerinde
Zıddık gibi bir şahı, cihan olur Sultanım...
Ali Ulvi Kurucu
5 Haziran 2015 Cuma
Habib-i Kibriya
Habîb-i Kibriyâ, bâb-ı recâsın yâ Rasûlallah,
Muhammed Mustafa, hayrul verâsın yâ Rasûlallah!..
Tecellây-ı cemâlinden elest'in bezmi şâd oldu,
Dil-i mecrûh-u uşşâka şifâsın yâ Rasûlallah!..
İlâhî bir güneşsin, nûruna pervânedir âlem,
Yakan uşşâkı ol muhrık sâdâsın yâ Rasûlallah!..
Nebîler Rûz-i Mahşerde, şefâat bekliyor senden,
Gönül şehrinde her medhe sezâsın yâ Rasûlallah..
Muhammed Mustafa, hayrul verâsın yâ Rasûlallah!..
Tecellây-ı cemâlinden elest'in bezmi şâd oldu,
Dil-i mecrûh-u uşşâka şifâsın yâ Rasûlallah!..
İlâhî bir güneşsin, nûruna pervânedir âlem,
Yakan uşşâkı ol muhrık sâdâsın yâ Rasûlallah!..
Nebîler Rûz-i Mahşerde, şefâat bekliyor senden,
Gönül şehrinde her medhe sezâsın yâ Rasûlallah..
Ali Ulvi Kurucu
Doğmazdı Kalbe İman
Doğmazdı kalbe iman, inmezdi arza Kur'an,
Meçhul olurdu esmâ, Levlâke yâ Muhammed!
(Sensiz cânım Muhammed)
Mâtem tutardı gökler, gülmezdi hiç melekler,
Mahzûndur Arş-i alâ, levlâke yâ Muhammed!
Feyzinle güldü âlem, gufrâna erdi âdem,
Ağlardı belki hâla, Levlâke yâ Muhammed!..
Sayende erdi insan Tevhîde, yoksa putlar,
Mâbûd olurdu -hâşâ- Levlâke yâ Muhammed!..
Şefkatli annesinden öksüz kalan yetîme,
Benzerdi sanki eşyâ, Levlâke yâ Muhammed!..
Gün görmeden baharlar, sislerle örtülürdü,
Zindan olurdu dünyâ, Levlâke yâ Muhammed!..
İnler dururdu sesler, her nağme hıçkırıkdı;
Tutmuştu Arşı şevkâ, Levlâke yâ Muhammed!..
Dünyâda tek hakîkat uğrunda can verenler,
Bulmazdı derde kimyâ, Levlâke yâ Muhammed!..
Al kan, figan içinde te'yîd ederdi zulmû;
Binlerle kanlı sehpâ, Levlâke yâ Muhammed!.
Meçhul olurdu esmâ, Levlâke yâ Muhammed!
(Sensiz cânım Muhammed)
Mâtem tutardı gökler, gülmezdi hiç melekler,
Mahzûndur Arş-i alâ, levlâke yâ Muhammed!
Feyzinle güldü âlem, gufrâna erdi âdem,
Ağlardı belki hâla, Levlâke yâ Muhammed!..
Sayende erdi insan Tevhîde, yoksa putlar,
Mâbûd olurdu -hâşâ- Levlâke yâ Muhammed!..
Şefkatli annesinden öksüz kalan yetîme,
Benzerdi sanki eşyâ, Levlâke yâ Muhammed!..
Gün görmeden baharlar, sislerle örtülürdü,
Zindan olurdu dünyâ, Levlâke yâ Muhammed!..
İnler dururdu sesler, her nağme hıçkırıkdı;
Tutmuştu Arşı şevkâ, Levlâke yâ Muhammed!..
Dünyâda tek hakîkat uğrunda can verenler,
Bulmazdı derde kimyâ, Levlâke yâ Muhammed!..
Al kan, figan içinde te'yîd ederdi zulmû;
Binlerle kanlı sehpâ, Levlâke yâ Muhammed!.
Ali Ulvi Kurucu
Derdimendim yâ Rasûlallah, devâ ol derdime,
Destgir ol, yâ Habiballah, bu asî mücrime! ..
Sen şefâat kânı varken, yalvarayım ben kime? ..
Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım..
Bûy-i vaslındır, muattar eyleyen sünbülleri,
Nur cemâlinden eserdir, bağ-ı aşkın gülleri,
Gül cemâlindir Habîbim, mesteden bülbülleri,
Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım
Cânını cânâne kurban eyliyor pervâneler,
Bezm-i vaslın neş’esinden, gaşyolur mestâneler,
Aşıkın gözyaşlarından, doldu hep peymâneler,
Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım..
Ermek istersen, O şâh’ın himmet-ü imdâdına,
Cânü dilden âşık ol sen; ‘İsm-i zât’ evrâdına,
Ses verir (Ulvî) ; melekler âteşin feryâdına,
Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım.
Ali Ulvi Kurucu
Destgir ol, yâ Habiballah, bu asî mücrime! ..
Sen şefâat kânı varken, yalvarayım ben kime? ..
Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım..
Nur cemâlinden eserdir, bağ-ı aşkın gülleri,
Gül cemâlindir Habîbim, mesteden bülbülleri,
Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım
Bezm-i vaslın neş’esinden, gaşyolur mestâneler,
Aşıkın gözyaşlarından, doldu hep peymâneler,
Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım..
Cânü dilden âşık ol sen; ‘İsm-i zât’ evrâdına,
Ses verir (Ulvî) ; melekler âteşin feryâdına,
Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım.
Rûhum sana âşık, sana hayrandır Efendim,
Bir ben değil, âlem sana kurbandır Efendim.
Ecrâm ü felek, Levh u Kalem, mest-i nigâhın,
Dîdârına âşık Ulu Yezdân’dır Efendim.
Mahşerde nebîler bile senden medet ister,
Rahmet, diyen âlemlere, Rahman’dır Efendim.
Kıtmîrinim ey Şâh-ı Rusül, koğma kapından,
Asilere lütfun, yüce fermândır Efendim..
Ta Arşa çıkar her gece âşıkların âhı,
Medheyleyen ahlâkın, Kur’ân’dır Efendim.
Aşkınla buhurdan gibi tütmekde bu kalbim,
Sensiz bana cennet bile hicrandır Efendim…
Doğ kalbime bir lâhzacık ey Nur-i dilârâ,
Nûrun ki; gönül derdime dermandır Efendim…
Ulvî de senin bağrı yanık âşık-ı zârın,
Feryâdı bütün âteş-i sûzandır Efendim…
Ai Ulvi KURUCU
Bir ben değil, âlem sana kurbandır Efendim.
Dîdârına âşık Ulu Yezdân’dır Efendim.
Rahmet, diyen âlemlere, Rahman’dır Efendim.
Asilere lütfun, yüce fermândır Efendim..
Medheyleyen ahlâkın, Kur’ân’dır Efendim.
Sensiz bana cennet bile hicrandır Efendim…
Nûrun ki; gönül derdime dermandır Efendim…
Feryâdı bütün âteş-i sûzandır Efendim…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)