Hilmi Dedebaba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hilmi Dedebaba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2015 Salı

Zâhidâ terk eyle "lâ"yı menzil-i "illâ"ya gel*
Bezm-i hâssü'l hâssa er tâ mecma-i ulyâya gel
Kaldır isneyniyyet örtüsün dem-i yektâya gel
Sûret-i mevhûma bakma Âdem-i ma'nâya gel
Harf libâsı içre pinhân nokta-yı zîbâya gel
Âb-ı sâf-ı vahdet ile doldun ise ey gönül
Cevherin mâhiyetin sen bildin ise ey gönül
Âdemiyyet menzilini buldun ise ey gönül
Tâlib-i sırr-ı Muhammed oldun ise ey gönül
Sidre vü Tûbâ'da kalma âlem-i ednâya gel
Ayrı gayrıdır deme cânân ile câna sakın
Aldanıp kesretde kalma zâhir-i elvâna sakın
Vahdet-i sırfa eriş gel bakma efsâne sakın
Sırr-ı Hakk'ı ger dilersen gitme yâbâna sakın
Âyet-i insanı oku mazhar-ı kübrâya gel
Sırr-ı imlâya nazar kıl harf be harf dersin oku
Bu vücûdun mazhariyyetini bil "şegaf" dersin oku
Emr-i Hakk'ı sıdk ile tut "la tehaf" dersin oku
Mekteb-i irfân içinde "men aref" dersin oku
Serserî gezme özün bil ârif ol Mevlâ'ya gel
Her tecellînin zuhûru masdar-ı Âdem’dedir
Hakk ile hak olmanın hem mazharı Âdem'dedir
“Hilmiyâ” "cenneti adn"in Kevser'i Âdem'dedir
Ey “Sezâî” "küntü kenz"in cevheri Âdem'dedir
Derbeder olma gözün aç "kenzi lâ yefnâ"ya gel

Hasan Sezâî Hazretlerinin nutkuna Hilmi Dede'nin tahmisidir
Yazdı levh-i kâinâta kilk-i kudret "kâf ü nûn"
Yek nazarda oldu peydâ "külli şey'in yesturûn"
Kendini kendine mirât etdi eşyâ koydu ad
"Semme vechullah"ı seyretmek içün hep mü'minûn
Her eser oldu müessirden ayân merd-i Hakk
"Küntü kenz"in sırrını fehmetdi andan nâzirûn
Gerçi abdiyyetle zâhir oldu Fahrü'l Enbiyâ
Âlem-i kûdsiyyet-i ma'nâda "hattâ dâimûn"
Kalb-i Âdem’dir tecelligâh-ı Rabbü'l âlemîn
Kim ki vâkıfdır bu sırra oldu "ehl-i fâizûn"
Her mezâhirde sıfât-ı Hakk’ı isbât eyleyen
Oldu bî-şekk cennet-i irfân içinde "hâlidûn"
Nûş idince câm-ı mevti aşk ile Hilmî Dede
Gûş idenler diyeler "innâ ileyhi râciûn"

Hilmi Dedebaba

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Ey vücûdun âfitâbı çarh-ı mînâ-zîveri
Şeb-çerâğ-ı âlem-ârâdır cemâlin enveri
Şânına "levlâke levlâk" oldu nâzil vahy ile
Sensin ol Sultân-ı Kevneyn risâlet serveri
Sen "şefî'ul müznibîn"sin "rahmeten lil âlemîn"
Tabl-ı cûd-i lutfunun olmuş melâik mehteri
Rişte-gîsû-yı sünbül bûyini şemmeyleyen
Koklamazdı tîb içün bir dahî ûd ü anberi
Ol kadar hâssiyyeti feyz ü safâ var anda kim
La'l-i nâbın nûş edenler kâle almaz Kevser'i
Çeşme-i feyz-i na'îminden içen "mâen tahûr"
İlm ü irfân ile memlûdur fuâd-ı sâgarı
Nûr-i Hak'dır hilkatin sen kim Habîbullahsın
Nice âşık olmasın dîdârına ins ü perî
Yâ Resûlallah senin ta'dâda gelmez âşıkın
Aşkın ile dolmuş âfâk-ı cihânın her yeri
Sen imâm-ı enbiyâ vü evliyâsın şübhesiz
Ümmet etmiş sana Mevlâ cümleten peygamberi
Hâtem-i hatm-i risâlet sana erdi vahy ile
Sensin ol hâkân-ı zî-şân Resûl-i dâd-âveri
Âsitân-ı bâb-ı ihsânında cem' olmuş hemîn
Bir gedâdır pâdişâhân-ı cihânın her biri
Nûr-i Kur'ân ile fer verdin cihâna serteser
Eyledin insânları küfr ü cehâletden berî
Cûş edince kâinâtı garka-i rahmet eder
Ebr-i lutf u himmetin bir katresi bahr u berri
Mu'cizâtın kudreti âkilleri hayrân eder
Yek nazarda eyledi şakku'l kamer engüşteri
Öyle bir iksîr-i a'zamdır ana cânlar fedâ
Rûşen etmiş hâk-i pâyin kühlü çeşm-i hâveri
Yâ Resûlallah gubâr-ı pâyine olmaz bahâ
Olsa da nüh kubbe-i eflâk memlû cevheri
Ey vücûd-i nûr-i Hakk v'ey mahrem-i "rabbi'l felak"
Dâver-i vâlâ-nesak her dü cihânın bihteri
Da'vet etdi Hakk seni ancak harîm-i vaslına
"Lî me'allahî"de oldun kâinâtın mefhari
Mahrem-i halvet-serây-ı Kibriyâ oldukda hem
"Kâbe kavseyn"e erişdi pâye-i bâlâ-teri
"Tarfetü'l 'ayn" içre erdin bezm-i "ev ednâ"ya sen
Oldu mi'râcın mübârek giydin âlî efseri
Ey kerîm-i pür-himem v'ey harîs-i hayrü'l ümem
Sâhib-i vâlâ-yı ilm şâri'lerin ser-defteri
Kim mu'âdildir fesâhatde belâgatde sana
Her ulûmun kenzi sensin nûr-i Kur'ân gevheri
Sen hatîb-i vahy-i tenzîl-i ilâhîsin şehâ
Eyledin nûr-i vücûdunla müzeyyen minberi
Teng olur bu hâk-dân-ı arsa-i âlem ana
Etmeğe lutfun Burâk'ı bir nefes cevlân-geri
Vasfın idrâk edebilmezler sabâh-ı haşre dek
Bir araya gelse dünyânın bütün dâniş-veri
Hakk bilir ancak anı ilm-i beşer fehmedemez
Akla sığmaz cevher-i zâtın tasavvurdan berî
Ahmed Mahmûd Ebe'l Kâsım Habîb-i Kibriyâ
Enbiyâ u evliyânın ser-firâz-ı serveri
Küfr ü şirki ref' edüb tevhîdi i'lân eyledin
Sen duyurdun minber üzre halka "Allahu Ekber"i
Şöyle bir cüz'-i zemân içre vücûd-i nâsdan
Mahv kıldın hâl-i küfrü ebruvânın hançeri
Feth ü nusretde sehâvetde şecâ'atde sana
Hakk mu'âdil eylemiş Şâh-ı Velâyet safderi
Şîr-i Hakk'dır sâkî-i Kevser Aliyye'l Mürtezâ
Çekdi şiddetle kopardı tâ ki bâb-ı Hayber'i
Gazve-i Hendek'de kıldı Zülfikâr'ın tecrübe
Düşdü hâke bir uruşda Amr Abdûd'un seri
Zülfikâr'ın darbına karşu siper kâr eylemez
Düşmenin kat kat giyinse zırh-ı tîmûr-i miğferi
Lât u Uzzâ'dan kılub tâthîr Beytullah'ı hem
Çekdi bâm-ı Kâbe'den kırdı bütân-ı Âzer'i
Leşker-i küffâra her bir hamlesi emvâc-ı yemm
Asker-i İslâm'ın oldu Şîr-i Hakk seraskeri
Dâder etdin hem vasî kıldın o zâtı kendine
Emredüb tâ ümmet-i ashâba hubb-i Hayder'i
Çâr-yârindir senin kim eyledin Ehl-i Kisâ
Mürtezâ vü Fâtıma Şebbir ile hem Şübber'i
Vâkıf-ı sırr-ı ezeldir âl ü evlâdın senin
Enbiyâ-yı sâlife olmuş mu'âdil her biri
Ey Resûl-i Müctebâ Mahbûb-i Rabbi Zü'l-atâ
Olmayan mü'min sana ka'r-ı cehennemdir yeri
Hânkâh-ı zâtını ins ü melek eyler tavâf
Cümle mahlûkât olub dîdârının sevdâ-geri
İstemezler sündüs-i Firdevs-i A'lâ olsa da
Hâk-i dergâhın olubdur ehl-i aşkın pisteri
Vakt-i vustâdır salât-ı farza eyle iktidâ
Kıl münâcât-ı duâ geldi niyâzın demleri
Yâ Resûlallah senin müştâkınım leyl ü nehâr
Afvedüb cürmüm bağışla eyle lutfun mazharı
Na't-i pâkin zikreder Hilmî Dede subh u mesâ
Olmuş ihlâs ile Âl-i Ehl-i Beyt'in çâkeri
Hamdülillah bende-i Âl-i Abâ'yım sıdk ile
Cân-fedâ-yı Kerbelâ'yım ol Şeh'in fermân-beri
Âl ü evlâdına olsun sad salât u sad selâm
Âsumân-ı kudretin bunlar olubdur ahteri
Olmaya zürriyyetinden bir zemân hâlî cihân
Şöyle kim sâbit ola bu kâinâtın mihveri

Hilmi Dede 
Biz gulâmân-ı ezelî âl-i abâ-yı Ahmed'iz
Âbidân-ı Mustafâ'yız* cân-fedâ-yı Ahmed'iz
Biz tevellâ ehliyiz olduk teberrâdan berî
Hamdülillah ümmet-i sâdık-safâ-yı Ahmediz
Gözleriz emrin tutup neyhin koyup elden müdâm
Âşık-ı sâfî-diliz hubb-i rızâ-yı Ahmed'iz
Ayn-i irfân içre ancak bizdedir nûr-i basîr**
Tûtiyân-ı çeşmi-câyız hâkipâ-yı Ahmed'iz
İsteriz nân-ı şefâ'at bâb-ı Haydar'dan hemîn
Çâkeriz abdiz kuluz Hilmî gedâ-yı Ahmed'iz
* Divanda "Kerbela'yız" şeklindedir..
** Divanda "bizleriz nûr-i basar" şeklindedir..

Hilmi Dedebaba
Bir kişi kim Hakk'a âşıkdır Hakk'a zâtı yâr olur
Âşık-ı sâdık muhibb ü tâlib-i dîdâr olur
Çün elest bezminde "lâ"yı ref' edüb "illâ" diyen
Ahdine sabit kademdir "sâdıkü'l ikrâr" olur
Mâl u mülk ü devlet ü dünyâya vermez gönlünü
Bende-i Âl-i Âbâ gencîne-i esrâr olur
Cân ü dilden kim vücûdun râh-ı Hakk'a bezleder
Rûz-i mahşerde şefîi Haydar-ı Kerrâr olur
Vâsıl-ı dîdâr-ı Hakk ol kişidir kim Hilmîyâ
Her nefesde câm-ı cem-i tecrîd ile hüşyâr olur

Mehmed Hilmi Dede Hazretleri
Bi-hamdillah ezelden müminîn-i Mustafâyız biz
Cevher-i bende-i âl-i Aliyye'l Murtezâ'yız biz*
Muhibb-i muhlis-i hubb-i Hasen Hulku'r Rızâ'yız biz
Fedâ-yı şû'le-i aşk-ı Hüseyn-i Kerbelayız biz
Alî Zeyne'l Abâ'dır Seyyidü's Seccâd'ımız el-hakk
Gubâr-ı pâyidir kühl-i uyûn-i âşıkân ancak
Muhammed Bâkır'ın nûrundan erdi dillere revnâk
Fuyûz-i Âl-i Yâ-Sîn ile dâim pür-safâyız biz
İmâm-ı Caferü's Sâdık imâm-ı muktedâmızdır
Sulûk-i râh-ı Hakk'da mürşid-i âlî hüdâmızdır
Ezelden Mûsâ-i Kâzım veliyy-i pîşvâmızdır
Alî Mûsâ Rızâ bâbında bir kemter gedâyız biz
Takî'dir teşne-gân-ı feyz-i Hakk'a sâkî-i Kevser
Nakî'dir zümre-i nâcîlere misbâh-ı pür-enver
Semâvât ü zemîne verdi revnâk Âl-i Peygamber
Münevver kalbe mâlik bende-i Âl-i Abâ'yız biz
Hasenü'l Askerî'dir taht-ı dilde şâhımız her gâh
Muhammed Mehdî-i sâhib-zamândır hâdi-i âgâh
Uluvv-i câhımızdır çâker olmak onlara billâh
Gulâm-ı Ehl-i Beyt'iz hamdülillah etkıyâyız biz
Gül-i gülzâr-ı vahdet goncasıdır çâr-deh ma'sûm
Velâyet bağının ezhârıdırlar zâde-i mazlûm
Meveddet onlara cân u gönülden bizlere mersûm
Hulûs-i aşk ile dil-beste-i nûr-i likâyız biz
Erenler serveridir mürşid-i dildârımız Hacı Bektâş*
Fedâdır yoluna Hilmî Dede bin cân ile bin bâş
Sülûk et râhına sen de dilersen râh-ı Hakk ey kardaş
Tarîkat ehliyiz sâhib-keşân-ı evliyâyız biz***

Hilmi Dedebaba
* Bu mısra dîvanda "Gürûh-i bende-i hâss-ı Aliyye'l Murtezâ'yız biz" şeklindedir
** Bu mısra dîvanda " Erenler serveridir Pîrimiz Hünkâr Hacı Bektâş" şeklindedir
*** Dîvanda "sâhib-keşân" yerine "hidmet-keşân" olarak yazılmış
Bihamdillah benim hûb-cihân bir Muhammedim vardır
Şükür minnet ki mahbûb-zamân bir Muhammedim vardır
Saçı sünbül beni nesrîn gözü âhû rehi rengîn
Acâib tûti-i şîrîn-zaman bir Muhammedim vardır
Cemâli vech-i gâyetdir kemâli bî-nihâyetdir
Visâli hem seâdetdir civân bir Muhammedim vardır
Kazâdan saklayıp Bârî beladan saklayıp yâri
Budur Hilmî kulun zâri amân bir Muhammedim vardır

Hilmi Dedebaba

30 Temmuz 2015 Perşembe

Tarîk-i aşka gir cânâ sevâd-ı mâsivâdan geç
Makâm-ı terk ü tecrîde erüb nefs ü hevâdan geç
Rızâ u emr-i Hakk'ı tut yapış bir dest-i mürşîde
Vücûd-i "allemel esmâ"yı bil şirk ü riyâdan geç
Hayâl-i nefs imiş âlemde hubb-i saltanat zevki
Telebbüs et libâs-ı fakri de havf ü recâdan geç
Âdemin ziyneti mâl ile değil ilm iledir
Cem'-i mâl etmek için nâs ile kavgâdan geç
Terkedip varlığını mahv edegör benliğini
Bezm-i irfân içinde kemâlât ile da'vâdan geç
"Bekâbillah"a yetmeklik dilersen sen de ey Hilmî
Hased buğz ü tama' kin tutma gel kibr-i fenâdan geç

Hilmi Dedebaba

28 Temmuz 2015 Salı

Sanma zahid siz gibi aşk ehli harguş oldular.
Dest-i Haydardan muhibb-i ehl-i beyt-i Mustafa.

Menzil-i tecride erdi merd olanlar Hilmiya. .
Kondular tabut-ı aşka sanki bir kuş oldular.

Yatdılar hak-ı goristana içre hamuş oldular.
Çün arus-ı dehr-i tatlik eyleyip boş oldular.

Vardılar beyt-i beka üzre kefen-puş oldular.
Guş edip esrar-ı aşkı ehl-i menguş oldular.

Hilmi Dedebaba

26 Temmuz 2015 Pazar

Nûr-ı vechündür habîbüm kıble-i ulyâ bana
Ka’be-i dîdârun yüzündür Mescidi’l-aksâ bana
Kabe kavseyn olduğun bildüm anunçün ey nigâr
İki kaşındır senin mihrâb-ı ev ednâ bana 

Ey sıfatın âyet-i hedinehü’s-sebil
Oldu zâtın nûr-ı sübhânellezi isrâ bana
Ahd ü peymân eyleyüp bağlandım aşkın bendine
Turre-i kisvelerden gider urvetü’l-vüska bana 

Âb-ı zemzem menbaı çâh-ı zenehdânındadır
La’l-i nâbun çeşmesidir Kevser-i hamrâ bana
Ravza-i hüsnündür âşıklara Dârü’n-na’im
Cennet içre kâmetündür sidre-i tûbâ bana 

Bezm-i hâssından bu Hilmî bendeni dûr eyleme
Sensiz ey cânân gerekmez dünyâ vü ukbâ bana
Gazel-i müzeyyel şeklinde yazılmış diğer bir şiirde
Cismimi kıldım fedâ aşk ile cânân Ahmed’e
Yalınız cismim değil olsu fedâ cân Ahmed’e

Hilmi Dedebaba
La deme gel zahid illa gizlidir ademdedir,
Alleme'l esma hem müsemma gizlidir ademdedir.
Can gözün bidar edip ibretle kılsan bir nazar,
Kudret-i bari-i te’ala gizlidir ademdedir.
Hızr ile Musa'ya hem binbir tekellüm eyleyen,
Hikmet-i Tur ile Sina gizlidir ademdedir.
Mürsel-i mu’ciz-nüma kim mürdeler ihya eden,
Hemdem-i mehdi-i mesiha gizlidir ademdedir.
Nur-ı Rabbü’l-alemindir, Rahmeten li'l-alemin,
Fazl- Ahmed, sırr-ı Taha gizlidir ademdedir.
Hazihi cennatu adn ve sidre-i huld-ı berrin,
Kevser u huri ve tuba gizlidir ademdedir.
Her nefes bu nüh felek, çarh üzre devran eyleyen,
Künbed-ü arş-ı mu’alla gizlidir ademdedir.
Cümle eşyayı bir yüzden masna’ gösteren,
Aks-ı mir’at-ı mücella gizlidir ademdedir.
Hilmi'ya gel ademi bil, adem isen ademi,
Hatem ile mühr-i ulya gizlidir ademdedir

Hilmi Dedebaba

24 Temmuz 2015 Cuma

Alem-i nasuta halk uryan gelir, uryan gider;
Gah olur er hamdan bi-can gelir, bi-can gider . . .

Merkez-i bestiye imed şüd eden cümle nüfus,
Her biri bir dert ile giryan gelir, giryan gider . . .

Ziynet-i arz-u semayı seyreden ebi-i nazar,
Sani'in sun'un görüp hayran gelir, hayran gider . . .

Rahm-i maderden doğan etfal uşş8k-ı al'e,
Alem-i ulviyyete insan gelir, insan gider . . .

Hep mezahirde tecelliyat-ı Hakkı fehmeden,
Arif-i billah olur irfan gelir, irfan gider . . .

MEN AREF esranna vakıf olan ehl-i vela'
Bezı;n-i hassı vahdete handan gelir, handan gider ...

Hanedan-ı ehl-i beyt-i Mustafa'yı sevmeyen,
Esfel-i süfliyyete nadan gelir, nadan gider . . .

Ademiyyet rütbesin derk etmeyen bagi olur,
Emr-i Hakkı tutmayan şeytan gelir, şeytan gider ...

Gülistan-ı Kerbela'yı zikredip Hilmi Dede,
Bülbül-ü şeyda gibi nalan gelir, nalan gider . . .

Mehmed Hilmi Dedebaba

19 Temmuz 2015 Pazar

Âyine tuttum yüzüme, Ali göründü gözüme
Nazar eyledim özüme, Ali göründü gözüme
 
Âdem Baba Havva ile, Hem Allemel’esmâ ile
Çerhi felek semâ ile, Ali göründü gözüme
 
Hazreti Nuh Neciyyullah, Hem İbrahim Halilullah
Sinâ’da Kelimullah, Ali göründü gözüme
 
İsâ’yı Ruhullah oldur, İki âlemde Şah oldur
Müminlere penah oldur, Ali göründü gözüme
 
Ali evvel Ali âhır, Ali bâtın Ali zâhir
Ali tayyib Ali tahir, Ali göründü gözüme
 
Ali candır Ali canan, Ali dindir Ali iman
Ali Rahîm Ali Rahman, Ali göründü gözüme
 
Hilmî gedayi bir kemter, Görür gözüm dilim söyler
Her nereye kılsam nazar, Ali göründü gözüme

Hilmi Baba

5 Temmuz 2015 Pazar

Âbidân-ı Mustafayız


Âbidân-ı Mustafayız
Biz Hüseynilerdeniz Allah
Aşıkân-ı mürtezâyız
Biz hüseynilerdeniz Allah

Başımız top eyledik
Şâh-ı şehidan aşkına Allah
Can fedayı kerbelâyız
Biz hüseynilerdeniz Allah

Nola mecruh eylese
A'da bizim endamımız, Allah
Mest-i sahba-yı cefayız
Biz Hüseynilerdeniz. Allah

Ateş-i hubb-ı imamin
İle yansın cismimiz, Allah
Suz-ı aşka mübtelayız
Biz Hüseynilerdeniz. Allah

Hacı bektaşi velidir
Pirimiz hilmi dede Allah
Bende-i ali âbayız
Biz hüseynilerdeniz Allah

Hilmi Dede

1 Temmuz 2015 Çarşamba

zümre-i nâcîleriz bende olup Hayder’e
Şîr-i Hudâ müctebâ safşiken ü safdere

Heybet-i ‘lâ fetâ’dan arz u semâ titredi
Şiddet ile urunca pençe der-i Hayber’e

Dest-i velâyet ile salladı zülfikâr’ın
Kesti yedi kat yeri darb edicek anter’e

Şâh-ı velâyet Ali cümlemizin serveri
Kanberiyiz tâ ebed kanber olan Kanber’e

Kalb-i selîminde çü hubb-ı Ali olanlar
Verdi Hüseyn aşkına, bakmadı cân u sere

Râh-ı muhabbetinde mest-i mey-i aşk olur
Cennet-i adn içinde tâlib olan kevser’e

Mevt ü hayât elinde ol veliyyü’l-mutlak’ın
Mürdeler ihyâ olur ‘kum” diyecek makbere

Cennet ü dûzâh anın emrine fermânberi
Eyleye taksîm-i dem hâkim olup mahşere

Tâ ki çıkar nisbet-i silsile-i ahdimiz
Âl-i alî’den hemîn hazret-i Peygamber’e

Mürşidimiz Muhammed, rehberimizdir Ali
Aşık olan can verir mürşid ile rehbere

İki cihânda ebed kaygu çeker mi dahi
Sen ki şefî’ olasın HİLMİ gibi kemtere

Merdivenköy Şahkulu Dergahı’ nın  postnişini Mehmet Ali Hilmi Dede Baba


28 Haziran 2015 Pazar

Bu âlem kim görürsün bir tecelligâh'tır cânâ
Kimi âkil kimi mecnûn kimi âğâhtır cânâ

Kimi zâlim kimi mazlum kimi fâsık kimi ma'sûm
Kimi âbid kimi zâhid Kimi gümrâhtır cânâ

Kimi âlim kimi câhil Kimisi mürşid-ı kâmil
Kimi müflis kimi sadr-ı ulüvv-ü câhtır Cânâ

Şu'unât-ı ilâhi'dir bu ef'âl-ı tenevvü' hep
Her eşyâ bir tecelli mazhar-ı b-illâhdır cânâ

Münezzeh cümle eşyâdan aceb sırr-ı hafidir bu
Görünen her merâyâ'dan yine ol Şâh'dır Cânâ

Bu kıyl ü kâl u bu kesret oluptur perde-ı vahdet
Görünen perdeden yine Cemâl-ullâh'dır cânâ

Gören kimdir görünen kim bu vahdethâne'de Hilmî
Gören de görünen de cümle nûrullâh'dır Cânâ

                                                    Hilmi Dedebaba