Aziz Mahmud Hüdayi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aziz Mahmud Hüdayi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2016 Pazartesi

Fİ MEDHİ’NEBİ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM

Salât ile selam olsun Resûle
Ki oldur rehnüma olan bu yola

Muhammed mukteday-ı enbiyadır
Muhammed rehnümay-ı evliyadır

Muhammed server-i cem-i rusuldür
Muhammed hadi-i hayr-ı sübüldür

Kamudan gerçi Hakk hoṣnut olubdur
Makam amma ona mahmud olubdur

Buyurmuṣtur anın ṣanında Mevla
Fe kane kabe kavseyni ev edna

Şu zatın ki ola meddahı Rahman
Ne vechile anı medh ede insan

Kudümü âlemine oldu Rahmet
Anına bitti bünyan-t mübüvet

Selam âline ashabına her an
Karin ola dahi Rıdvan-ı Rahman

AZİZ MAHMUD HÜDÂYÎ HZ.

7 Temmuz 2015 Salı


Kullarını oda yakma
Kerem eyle yâ Mevlâ
Eksiklerine bakma
Kerem eyle yâ Mevlâ


Birer eksikli kuldur
İhsânın ile doldur
Senin rahmetin boldur
Kerem eyle yâ Mevlâ

Tutalım kul leîmdir
Efendisi kerimdir
Adın rahmân rahimdir
Kerem eyle yâ Mevlâ


Yoluna tevfik eyle
Fazlını refîk eyle
Rahmete garîk eyle
Kerem eyle yâ Mevlâ

Hâlimize a'lemsin
Avf edersin ekremsin
Anamızdan erhamsın
Kerem eyle yâ Mevlâ


Çünkü insan eyledin
Ehli imân eyledin
Bunca ihsân eyledin
Kerem eyle yâ Mevlâ


İhsânını tesnîm et
Gufranını ta'mîm et
Yollarını ta'lim et
Kerem eyle yâ Mevlâ

Derdli âşıklar için
Yolda sâdıklar için
Bağrı yanıklar için
Kerem eyle yâ Mevlâ

Kutbı evliyâ için
Sadrı asfiyâ için
Fahrı enbiyâ için
Kerem eyle yâ Mevlâ

Dâim sebatın için
Bunca sıfâtın için
Şol güzel zâtın için
Kerem eyle yâ Mevlâ

Hüdâyî'ye ihsân et
Rahmet ile gufrân et
Her işini âsân et
Kerem eyle yâ Mevlâ

Hüdai

Çünkü murâdımız sensin
Gayrın sevdâsını kaldır
Pâk eyle gönül hânesin
Kendi aşkın ile doldur

Nice bir derd ile mihnet
Nice bir hüsnet ü fürkat
Vaslına ver kâbiliyyet
Çok ağladık bizi güldür

İster seni cânım velî
Neylesin erişmez eli
El sanır âşıkı deli
Kimse bilmez bu ne haldir

Eğer elinden geleydi
Çoktan maksudun bulaydı
Bula ki lûtfun olaydı
Çünkü bir bîçâre kuldur

Gör Hüdâyîi derdmendi
Kande baksa seni sandı
Lûtfet esirge efendi
Rahmet ü gufrânın kaldır

Hüdai

Aşkın bu gönül şehrini
Gele gide yol eyledi
Dahi Âdem halk olmadan
Seni sultân kul eyledi

Hak'dır kudret-ü kuvvet
Hak'dur lutf ü inâyet
Eyleyip bize hidâyet
İhsânını bol eyledi

Ol verdi cism ü cânı
Ol verdi ilm ü irfânı
Hüdâyi'yi bunca ihsânı
Evvel âhir Ol eyledi

Hüdai

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Dil hanesi pür nur olur
Envar-ı zikrullah ile
Iklimi dil mamur olur
Mimar-ı zikrullah ile
Her müşkil iş asan olur
Derd-i dile derman olur
Canın içinde can olur
Esrar- ı zikrullah ile
Zikreyle Hakkı her nefes
Allah bes, Baki heves
Pes gayriden ümidi kes
Tekrar-ı zikrullah ile
Gör ehli halin fırkasın
çak etti ceyb-i hırkasın
Devreyle zikrin halakasın
Pergar-ı zikrullah ile
Terket cihan arayışın
Nefsin gider alayışın
Bul can-ı dil asayısın
Efkar-ı zikrullah ile
Gamgin gönüller şád olur
Dembesteler azad olur
Gemgüşteler irşad olur
Asar- ı zikrullah ile
Ahmed seni ikrar eder
Hem zikrini tekrar eder
Ihlasını işar eder
Esrar- ı zikrullah ile
AZİZ MAHMUD HÜDAYİ HZ. 

bâğ-ı aşkın andelîbi hazret-i üftâde'dir.
dertli âşıklar tabîbi hazret-i üftâde'dir.

vâsıl-ı kâmil odur tevhîd-i zâta şüphesiz,
dost ilinin rehnüması hazret-i üftâde'dir

eyleyen rûhundan istimdâd erişir matlûba,
halleden her müşkilâtı hazret-i üftâde'dir.

mürşid-i âli dilersen dâmen-i pâkini tut
gösteren râh-ı hüdâyı hazret-i üftâde'dir.

sıdk ile kul ol hüdâyî eşiğinde dâimâ,
bil hakîkat kutb-ül-aktâb hazret-i üftâde'dir.

aziz mahmud hüdayi hz.

5 Temmuz 2015 Pazar

Hakk'ı koyup bâtıla meyl ü muhabbet neden
Tâbi'-i şeytân olup fitne vü şirret neden

Râh-ı salâha gidip sulh u sülûk ehli ol
Nefse uyup herkese hiddet ü şiddet neden

Bir kapunun kulları bir erin oğulları
Birbirine şer sanup buğz u adâvet neden

Fâni cihânın kişi mâlını cem' eylese
Bir gün olur kor gider buhl ile hisset neden

Devlet-i dünyâ-yı dûn bir kuru sevdâ iken
Kaniye mağrûr olup ziynet ü şöhret neden

Mülk-i Süleymân-ile taht-ı Sikender kanı
Bildin ise bunları fânîye rağbet neden

Aç gözünü imdi gel nûr-i basîretle bak
Meslek-i hayrı koyup şerre azîmet neden

Sünnet-i Fahr-ı Rusûl oldu çü hayr-ı sübül
Mesleki tahvîl edip âdet ü bid'at neden

Aklını der başına dinle Hüdâyî'yi gel
Hakk sözü gûş ede gör böyle sefâhat neden

Aziz Mahmut Hüdâyî

Kuldan sana lâyık n'ola
Âşık seni kanda bula 
Meğer senden ihsân ola 
Yâ Rabbenâ yâ Rabbenâ

Senden kerem senden atâ
Suğra senin kübrâ senin 
Ûlâ senin uhrâ senin 
Dünyâ senin ukbâ senin 

Yâ Rabbenâ yâ Rabbenâ
Senden kerem senden atâ
Nefse bizi ısmarlama 
Çiğnetme derd ile gama 

İrgür sana yoldan koma 
Yâ Rabbenâ yâ Rabbenâ
Senden kerem senden atâ
Yâ lâ-yezâl ü lem yezel

Kanı sana lâyık amel 
Abdin işi sehv ü zelel 
Yâ Rabbenâ yâ Rabbenâ
Senden kerem senden atâ

Aziz Mahmut Hüdâyî

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Hüdâ’ya hamd-ü minnet evvel âhir
Ki oldur zâhir ve bâtinda zâhir
Zuhûru perde olmuştur zuhûra
Gözü olan delil ister mi nûra
Güneş zâhir değil midir karındaş ?
Ne var ki görmez anı çeşm-i huffaş

               Aziz Mahmut Hüdai (17.yy.)
Yâr ile ettiğin ahdi unutma
Gel gönül dost illerine gidelim
Sakın bu virân yerde vatan tutma
Gel gönül dost illerine gidelim

Cânân iline varup görmek dilersen
Hayat iklîmine irmek dilersen
Solmaz gülşen gülün dermek dilersen
Gel gönül dost illerine gidelim

Hakk‘dan HÜDAİ‘ye ihsân olurdu
Her vech ile yollar âsân olurdu
Zerresi gün gibi rahşân olurdu
Gel gönül dost illerine gidelim

Aziz Mahmut Hüdai

28 Haziran 2015 Pazar

Ezelden aşk ile biz yâne geldik!
Hakîkat, şem'ine pervâne geldik!

Tenezzül eyleyip vahdet ilinden, 
Bu kesret âlemin seyrâne geldik!

Geçip fermân ile bunca avâlim 
Gezerken âlem-i insâne geldik! 

Fenâ buldu vücûd-i fânî mutlak, 
Bıraktık katreyi ummâne geldik! 

Nemiz ola Hudâyâ sana lâyık 
Hemân bir lutf ile ihsâne geldik!

Umarız erelim bâkî hayâta, 
Civâr-ı Hazret-i Rahmâne geldik! 

Geçip âhir bu kesret âleminden, 
Hüdâyî halvet-i sultâne geldik!.


Aziz Mahmud Hüdayi

26 Haziran 2015 Cuma

Gelin şükr edelim
Derdlere dermân gelsin
Hakk'ı zikr edelim
Cânlara cânân gelsin

Varımız hâk idelim
Yakalar çâk idelim
Kalbimiz pâk idelim
Tahtına sultân gelsin

Terk eyle cümle vârı
Koma elden ikrârı
Mahv-et şekk ü inkârı
Yerine îmân gelsin

Bakma yalan dünyâya
Akma kuru sevdâya
Yalvar Gânî Mevlâ'ya
Lutfile ihsân gelsin

Varlığın eyle zâil
Ola-gör Hakk'a vâsıl
Geç katreden ey gâfil
Bahrile ummân gelsin

Tealluk defterin dür
Mâsivâyı dilden sür
Hakk'ı anla bile gör
İlmile irfân gelsin

Hüdâyî aç gözünü
Pâk eyle kend'özünü
Hakk'a döndür yüzünü
Her işin âsân gelsin
 

Hüdayi

25 Haziran 2015 Perşembe

Islah ediver hâli
Esirge inayet et.
Âsân ediver yolu
Esirge inayet et.

Sen Sâbit ü Kâimsin
Hem Bâkî vü Dâimsin
Ahvalime âlimsin
Esirge inayet et.

Zikrin olıcak dilde
Sâlik kala mı belde
Bizi bu uzak yolda
Esirge inayet et.

Taliplere kuvvet ver
Âşıklara kurbet ver
Sâdıklara vuslat ver
Esirge inayet et.

Lütfunla Hüdâyî’den
Ger razı olasın sen
Her hali olur ahsen
Esirge inayet et.

Aziz Mahmud Hüdâî k.s.

17 Haziran 2015 Çarşamba

YALAN DÜNYÂ DEĞİL MİSİN!
 Kim umar senden vefâyı,
Yalan dünyâ değil misin?
Muhammed-ül-Mustafâyı,
Alan dünyâ değil misin?

Yürü hey vefâsız yürü,
Sensin hod bir köhne karı,
Nice yüzbin erden geri,
Kalan dünyâ değil misin?

Kimisini nâlân edip,
Kimisini giryân edip,
Âhir-i kâr üryân edip,
Soyan dünyâ değil misin?

Kasdedip halkın özüne,
Toprak doldurup gözüne,
Ehl-i gafletin yüzüne,
Gülen dünyâ değil misin?

Eğer şâh u eğer bende,
Her kişiyi salan bende,
Kimse mekân tutmaz sende,
Virân dünyâ değil misin?

Sihr ile donatıp kendin,
Meydana salan semendin,
Âleme mihnet kemendin,
Salan dünyâ değil misin?

İşin gücün dâim yalan,
Çok kişiden arta kalan,
Nice kere boşalarak,

Dolan dünyâ değil misin?

Hüdai
"Varımı ben Hakka verdim, gayrı vârım kalmadı.
Cümlesinden el çekip pes dü cihânım kalmadı.
Çünkü hubbullah erişti, çekti beni kendine,
Açtı gönlüm gözünü, gayri gümânım kalmadı.
Evliyânın himmeti, yaktı beni kül eyledi,
Sâfiyim, buldum safâyı dü cihânım kalmadı.
Ahmedî der, "Yâ ilâhî! Sana şükrüm çok-durur",
Hamdülillah aşk-ı Haktan gayri vârım kalmadı."
Hüdai

10 Haziran 2015 Çarşamba

Yalancı dünyâya aldanma yâ hû,
Bu dernek dağılır dîvân eğlenmez.
İki kapılı bir virânedir bu,
Bunda konan göçer, konuk eğlenmez.
Bakma bunun karasına ağına,
Gönül verme bostanına bağına,
Benzer hemân çocuk oyuncağına,
Burda aklı olan insan eğlenmez.
Vârını îsâr et Mevlâ yoluna,
Bunda ne eylersen anda buluna,
Bir gün sefer düşer berzah iline,
Otağı kalkacak Sultan eğlenmez.
Sen ey gâfil ne sandın rûzigârı,
Durur mu anladın leyl-ü-nehârı,
Yükün yeynildigör evvelden bârı,
Yoksa yolcu gider kervan eğlenmez.
Doğrusuna gidegör bu yolların
Geçegör sarpını yüce bellerin,
Dünyâ zindânıdır mümin kulların,
Zindanda olan kul kolay eğlenmez.
Ömür tamam olup defter dürülür,
Sırat köprüsü ve mîzân kurulur,
Hakkın dergâhında elbet durulur,
Buyruğu tutulur fermân eğlenmez.
Hüdâyî noldu bu kadar peygamber,
Ebû Bekr u Ömer, Osman u Haydar,
Hani Habîbullah Sıddîk-ı Ekber,
Bunda gelen gider bir cân eğlenmez.
.
Aziz Mahmud Hüdayi Hz.

9 Haziran 2015 Salı

Neyleyim dünyayı
Bana Allah'ım gerek.
Gerekmez mâsivayı
Bana Allah'ım gerek.

Ehl-i dünya, dünyada
Ehl-i ukbâ, ukbâda
Her biri bir sevdada
Bana Allah'ım gerek.

Dertli, dermanın ister
Kullar, sultanın ister
Aşık, cananın ister
Bana Allah'ım gerek.

Fani devlet gerekmez
Dürr ü ziynet gerekmez
Haksız cennet gerekmez
Bana Allah'ım gerek.

Bülbül güle karşı zar
Pervaneyi yakmış nar
Her kulun bir derdi var
Bana Allah'ım gerek.

Beyhûde hevayı ko
Hakkı bul, gör yahu
Hüdâi'nin sözü bu
Bana Allah'ım gerek.

Hüdai
Sadr-ı cemî' mürselîn
Sensin Yâ Rasûlallâh
Bedr-i eflâk-i yakîn
Sensin Yâ Rasûlallâh

Nûrun sirâc-ı vehhâc
Alemler sana muhtâc
Sâhib-i tâc u mi'râc
Sensin Yâ Rasûlallâh

Ayîne-i Rahmânî
Nûr-i pâk-i sübhânî
Sırr-ı seb-a'l-meânî
Sensin Yâ Rasûlallâh

Şâhidin leyl-i isrâ
Sübhânellezî esrâ
Câmi-i cümle esmâ
Sensin Yâ Rasûlallâh

Ey menba-ı lutf u cûd
Yerin makâm-ı mahmûd
Yaradılmışdan maksûd
Sensin Yâ Rasûlallâh

Canlar içinde cânân
Ma'den-i ilm u irfân
Ceddim ü pîrim sultân
Sensin Yâ Rasûlallâh

Açan râh-ı tevhîdi
Bulan sırr-ı tefrîdi
Hüdâyî'nin ümmîdi
Sensin Yâ Rasûlallâh

Hüdai


Kudûmun rahmet u zevk u safâdır Yâ Rasûlallâh
Zuhûrun derd-i uşşâka devâdır Yâ Rasûlallâh

Nebî idin dahî Adem dururken mâ-ı tîn içre
İmâm-ı enbiyâ olsan revâdır Yâ Rasûlallâh

Kemâl-i zümre-i kümmel senin nûrunla olmuştur
Vücûdun mazhar-ı tâm-ı Hudâdır Yâ Rasûlallâh

Seninle irdiler zâte dahî envâ-ı lezzâte
İşin erbâb-ı hâcâte atâdır Yâ Rasûlallâh

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh

Aziz Mahmud Hüdai

5 Haziran 2015 Cuma

Buyruğun tut Rahman'ın, tevhide gel tevhide
Tazelensin imanın, tevhide gel tevhide.

Yaban yerlere bakma, cânın odlara yakma
Her gördüğüne akma, tevhide gel tevhide.

Mâsivâdan gözün yum, ne umarsan Hak'tan um
Gitsin gönülden hümum, tevhide gel tevhide.

Zahirde kalan kişigüç etme âsân işi
Gider gayri teşvişi, tevhide gel tevhide.

Şirki baştan savarsan, Hak bilmeye iversen
Yaradan'ı seversen, tevhide gel tevhide.

Emri yerine getir, erkenden işi bitir
Sıdk ile iman getir, tevhide gel tevhide.

Sen seni ne sanırsın, fâniye dayanırsın
Üş bir gün uyanırsın, tevhide gel tevhide.

Uyanagör gafletten, geç bu fani lezzetten
İç kevser-i vahdetten, tevhide gel tevhide.

Hüdayî'yi gûş eyle, şevke gelip çûş eyle
Bu kevserden nûş eyle, tevhide gel tevhide.

Aziz Mahmud Hüdayi