22 Haziran 2015 Pazartesi

 
Mest etdi beni nûr-ı tecellâ-yı Muhammed
Oldum ezelî âşık-ı şeydâ-yı Muhammed
Çeşmânıma etdirmede taktîr-i leâlî
Şevk-i ezel-i lü'lü'-i lâlâ-yı Muhammed


 Hz. Muhammed Efendimizden (sav) tecellî eden nûr beni sarhoş etti, mest etti.
Ta ezelden Hz. Muhammed Efendimizin (sav) çılgın bir âşığı oldum.
Parlak bir inci olan Hz. Muhammed Efendimizin(sav) ezelî özlemi, şevki ve iştiyâkı
Gözlerime damla damla inciler döktürmede.
(Tasavvufta "Dürre-i beyzâ": Parlak, büyük inci demektir ; Efendimizin nûrunu anlatır.
“Allah’ın ilk yarattığı şey, dürre-i beyzâdır." derler.
"Allah'ın ilk yarattığı şey senin peygamberinin nûrudur ey Câbir." Hadîs-i Şerîfi ile de bu parlak incinin Efendimizin Nûru olduğunu söylerler. )
 
Yakdı dili âteşlere de kalmadı sabrım
Envâr-ı rûh-ı câzibe-efzâ-yı Muhammed
Etdi beni hum-küşte-i hicrân-ı hırâmı
Fikr-i reviş-i kâmet-i tûbâ-yı Muhammed
 
Hz. Muhammed Efendimizin (sav) cezbeden rûhunun maddî veya mânevî karanlıklardan kurtarmaya vâsıta olan nûrları, gönlümü ateşlere yaktı da sabrım kararım kalmadı.
Hz. Muhammed Efendimizin(sav) cennetteki Tûbâ ağacı gibi olan boyunun endamı, letâfeti, güzelliği ve Hz. Muhammed Efendimizin(sav) yolunun isteği,
Beni ayrılık acısının sarhoşluğuyla öldürülmüş bir şarap küpü (sarhoş)  yaptı.
 
Kaldım şeb-i tarîk-i firâkında meded-hâh
 Ey hâdî-i râh-ı şeb-i yeldâ-yı Muhammed
Siz söyleyin ey şeb-i rev-i sevdâsı olanlar
Âyâ nerede cây-ı mu'allâ-yı Muhammed


Ey en uzun gecenin yolunda ümmetine hidâyet yolunu gösteren, doğruluğa eriştiren Hz. Muhammed Efendim (sav);  ayrılık yolunun gecesinde kaldım; senden yardım istiyorum, sana sığınıyorum.
Ey gece karanlığında aşk ile sevdâ ile sevdâ yolunu yürüyenler; siz söyleyin;
Hz. Muhammed Efendimizin (sav) yüce, âli makamı acaba nerededir?
Meş'al-keş-i râhım olun Allah için olsun
Ey râhile-i bâdiye-peymâ-yı Muhammed
Ey nûr-ı sevâd ey şeb-i târ olmada rengin
Bâd-âver-i gîsû-yı mutarrâ-yı Muhammed
 
Ey Hz. Muhammed Efendimizin (sav) yolunun çölünde başıboş  dolaşan, sefere çıkan yolcular,
Allah için olsun yolumu aydınlatan meşaleci olun, önüme ışık tutun, bana yol gösterin.
Ey Nûr-u Siyâh, Ey Sevad-ı A'zam olan ulu Mekke şehri; Hz. Muhammedin(sav) omuzlarına dökülen saçının tazeliğini, güzelliğini, kokusunu getiren rüzgâr ile rengin gece karanlığı rengi olmada .
Ey ebr-i şafak lem'a-fürûz ol ki olursun
Âyîne-i dîdâr-ı musaffâ-yı Muhammed
Ey bâd-ı seher-hîz-i harem esmeye başla
Dehri bürüsün bûy-ı dil-ârâ-yı Muhammed
 
Ey şafak bulutu, güneş ve yıldız gibi parlatan, nûrlandıran ol ki;
Hz. Muhammed Efendimizin(sav) yüzünü gösteren sâfileşmiş, temizlenmiş ayna olursun.
Ey seher rüzgârı hislenip coşarak dalga dalga Harem-i Şerîf'ten esmeye başla,
Hz. Muhammed Efendimizin (sav)gönülleri süsleyen kokusu dünyayı bürüsün.
 
Ey kalb-i elem-perver u hasret-zede inle
Bir nefha verir ravza-i 'ulyâ-yı Muhammed
Bir lems-i nevâziş ile eyle beni Tâhir
Ey mevce-i deryâ-yı âtâyâ-yı Muhammed

 Ey kalbinde acıları, dertleri, kederleri besleyen hasrete uğramış kimse; inle!
Hz. Muhammed Efendimizin(sav) çok yüce  Ravzâ-i Mutahhara'sından gelen rüzgârının hafif hafif esişi hoş bir koku verir.
Ey Hz. Muhammed Efendimizin (sav) cömertlik, lûtuf, ihsân, bağışlama denizinin dalgası; beni iltifatlandır,  o dalgadan gelen bir dokunmayla bir okşayış ile beni de Tâhir (temiz, pâk) eyle.
 
 
Tahirül Mevlevi
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder