16 Haziran 2015 Salı


"Ey güzel Allahım,
Sana mat olanı, Sen mat etme,
günahkâr kuluna lütuf ve
riayetten bir şey yapma !

Bazı kusurlarda bulunduk,
terbiyesizlik etti isek,onları lütfunla bağışla, bizlere cezasını verme !

Yâ Rabbi, acımak vaktidir; bize acı, zavallı kullarına kin tutma !

Bu aciz kulunu belalara uğratıp da, yok etme !

Ayrılık fikrine kapılıp bizi kendinden ayırma, buluşmaktan, kavuşmaktan başka bir şey düşünme !

Topraktan yaratılmış olan kulunun toprağını yerlere saçıp savurma, bize göklerden başka bir yeri durak olarak verme !

Önceden, bizi kendinden başkasına çekme, sonunda da bize kulluktan, güzellikten başka birşey verme !

Neye alıştıysak lütfunla bizi alıştığımız ulaştır !

Bizi kendi başımıza bırakma, bizi manen beslemekten, yetiştirmekten bıkma, usanma !

Biz Senin aşk meyhanende bulunanlara kuluz, köleyiz; bizi meyhaneden soğutma, meyhaneye sırt çevirme !

Biz kim oluyoruz ki sana " Yapma, etme!" diyelim ! Haddi aştık, ileri gittikse bir kez daha bağışla.

Fakat mademki cahillik edip dedik, bizim bu yapma etme diyen dilimizin de kusuruna bakma !

"Ey güzel Allah'ım, bu naçiz duaya Sen de âmin de .Zaten dua senin duan, amin de Senin âminin değil mi?"


Âmin, âmin, âmin.

Mevlânâ Celaleddin Rumi (k.s.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder