"Ey
güzel Allahım,
Sana mat
olanı, Sen mat etme,
günahkâr
kuluna lütuf ve
riayetten
bir şey yapma !
Bazı
kusurlarda bulunduk,
terbiyesizlik
etti isek,onları lütfunla bağışla, bizlere cezasını verme !
Yâ
Rabbi, acımak vaktidir; bize acı, zavallı kullarına kin tutma !
Bu
aciz kulunu belalara uğratıp da, yok etme !
Ayrılık
fikrine kapılıp bizi kendinden ayırma, buluşmaktan, kavuşmaktan başka bir şey
düşünme !
Topraktan
yaratılmış olan kulunun toprağını yerlere saçıp savurma, bize göklerden başka
bir yeri durak olarak verme !
Önceden,
bizi kendinden başkasına çekme, sonunda da bize kulluktan, güzellikten başka
birşey verme !
Neye
alıştıysak lütfunla bizi alıştığımız ulaştır !
Bizi kendi
başımıza bırakma, bizi manen beslemekten, yetiştirmekten bıkma, usanma !
Biz
Senin aşk meyhanende bulunanlara kuluz, köleyiz; bizi meyhaneden soğutma,
meyhaneye sırt çevirme !
Biz
kim oluyoruz ki sana " Yapma, etme!" diyelim ! Haddi aştık, ileri
gittikse bir kez daha bağışla.
Fakat
mademki cahillik edip dedik, bizim bu yapma etme diyen dilimizin de kusuruna
bakma !
"Ey
güzel Allah'ım, bu naçiz duaya Sen de âmin de .Zaten dua senin duan, amin de Senin âminin değil mi?"
Âmin,
âmin, âmin.
Mevlânâ Celaleddin Rumi (k.s.)
Mevlânâ Celaleddin Rumi (k.s.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder